Bası (Yatak) Yarası Tedavisi


İnsan vücudunda yaralanmalara karşı kendisini korumaya yönelik mekanizmalar vardır. Gece yattığımızda hep aynı pozisyonda kalmayıp yatakta dönerek yer değiştirmemiz de bu mekanizmalardan bir tanesidir. Ancak kişinin bilinci kapanır veya ağrı hissetmeyecek durumda olur ise bu mekanizma devreye giremeyeceğinden dokularda basıya bağlı yaralar açılmaya başlayabilir.

Bası yaraları, kemik çıkıntıların bulunduğu vücut bölümlerinin sürekli ya da yineleyen basıya maruz kalması sonucunda gelişen yaralardır. Bası sonucu kapiller (kılcal) damarlarda kan akımının durması sonucu doku perfüzyonu bozulur ve kansızlık sonucu doku ölümü (nekroz) gelişmeye başlar. Öncelikle deri ve deri altı dokular etkilense de basının devam ettiği durumlarda cilt altı fasyasında, kaslarda ve nihayetinde kemiklerde de nekroz gelişir.

Bası Yaraları Hakkında Sık Sorulan Sorular

Bası yaraları hareket edemeyen (immobil) hastanın pozisyonuna bağlı olarak basıya en çok maruz kalan kemik çıkıntıların üzerinde gelişir. Sırt üstü yatan bir hastada en sık gözlendiği bölgeler arkada iki kalçanın orta kısmında (sakrumda) bası yarası gelişir. Ayrıca sırt üstü yatan hastaların kafa kemiğinin arka çıkıntısı (oksipital çıkıntı), topuklar ve kürek kemiklerinin alt köşelerinde de bası yarası gelişebilir. Yan yatırılan hastaların yanda kalça çıkıntılarında (trokanterler üzerinde) bası yarası gelişirken devamlı oturan hastalarda altta oturak kısmındaki kemik çıkıntılar (iskium) üzerinde bası yarası gelişir.
Bası yaraları için sınıflandırma (evrelendirme) sistemi tanımlanmıştır. Bu sisteme istinaden tedavi şekline de karar verilir.
Evre 1 : Deri bütünlüğü bozulmamıştır. Sadece kızarıklık yani hiperemi mevcuttur. Basınç kaldırıldığında kızarıklık bir saatten daha uzun süre devam eder ve kendiliğinden düzelir. Buraya tekrar bası gelmezse yara açılmaz.
Evre 2 : Epidermis veya dermis ya da ikisini birden içeren doku ölümü ve cilt kaybı mevcuttur. Ülserasyon yani yara yüzeyel olup klinik görünüm olarak abrazyon, bül ya da sığ bir krater şeklindedir. Yara bakımı ve posizyonu değişikliği düzenli yapılır ise yara kendiliğinden iyileşebilir.
Evre 3 : Cilt, cilt altı dokularda nekroz vardır. Nekroz kas fasyasının altına inmemiştir. Yara morfolojik olarak dev bir krater görünümündedir. Mutlaka cerrahi debridmana (yara temizliğine) ihtiyaç vardır.
Evre 4 : Tam kat cilt, cilt altı dokusu, kas ve fasya ölümü (nekrozu) mevcuttur. Genellikle kemik ve eklem destrüksiyonu (hasarı) mevcuttur. Genellikle cerrahi oalrak doku transferine ihtiyaç vardır.
Bası yaraları genellikle yatalak hastalarda görülür ve bu sıklık bütün yatan hastalar arasında yaklaşık %9 civarında olduğu gözlenmektedir. Yoğun bakım ünitelerinde yatan hastalarda bu oran %11 civarındadır. Bu oranlar kardiyoloji ünitelerinde %41, akut nörolojik vakalarda %27, ortopedik vakalarda ise %15 şeklinde değişmektedir. Genellikle oluşan bası yaralarının %72’ si yetmiş yaş üzeri insanlarda görülmektedir. Oluşan bası yaralarının %96’sı göbek altı seviyede meydana gelmektedir.
Prof.Dr. Halil İbrahim Canter
Prof.Dr. Halil İbrahim Canter
Halil İbrahim Canter, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İngilizce bölümünden 1996 yılında mezun olmuş, aynı üniversitenin Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümünde 2003 yılında uzmanlık eğitimini, 2008 yılında İleri Plastik Cerrahi doktora programını tamamlamıştır. 2006-2007 yıllarında ABD’de Klinik fellow olarak Kraniofasiyal cerrahi alanında çalışmıştır. Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanındaki ihtisası haricinde Ağız Çene ve Yüz Cerrahisi ihtisası ve El Cerrahisi üst ihtisas mevcuttur. 2009 yılında Doçent, 2014 yılında Profesör unvanlarını almıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir