Diyabetik Ayak (Şeker Hastalarındaki Ayak Yaraları) Tedavisi Nasıl Yapılmalı?


Diyabetik ayak tedavisinde ilk aşama yara açılmasına ve iyileşmesine engel olan tüm faktörlerin ortadan kaldırılması olmalıdır. Bunun için kan şekeri regülasyonu (hiperglisemi tedavisi) tedavinin olmaz ise olmazıdır.

Diyabetik ayak ülserlerini tedavi ederken temel yara bakım prensiplerinin eksiksiz uygulanması gerekmektedir. Ayak mutlaka kalp seviyesi üzerine yükseltilerek (elevasyona alınarak) ödem azaltılmaya çalışılmalıdır. Ayrıca enfeksiyon bulguları var ise uygun yara kültürleri alındıktan sonra antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Bacak ve ayaklardaki dolaşım sorunu olup olmadığı mutlaka renkli USG (doppler USG) ile değerlendirilmeli, damar sorunu tespit edilir ise gerekli girişimler yapılmalıdır. Sadece küçük damar hastalığı olan hastalarda hiperbarik oksijen tedavisinden faydalanıla bilir.

Diyabetik ayak ülserlerinde, ülserlerin bir kısmı cerrahi girişime gerek duymadan serum fizyolojikle yapılan ıslak pansumanlarla kendiliğinden iyileşebilmekteyken önemli bir kısmında cerrahi girişim ihtiyacı olmaktadır. Ayrıca enfeksiyon riski olan veya sınırlı enfeksiyonu bulunan hastalar gümüşlü yara kapama malzemeleri ile yapılan pansumanlardan fayda görmektedir.

Ortaya çıkan yumuşak doku defektlerinin kapatılması için çok farklı rekonstrüksiyon alternatifleri mevcuttur. Diyabetik hastalarda ayak rekonstrüksiyonları travmatik doku defektlerinde olduğundan daha zordur. Çünkü diyabete ait komplikasyonlar burada yapılacak cerrahi girişimlerdeki başarı oranını düşürmekte yara iyileşmesini zorlaştırmaktadır.

Ölü dokuların uzaklaştırılması ve enfeksiyon odaklarının temizlenmesi için debridman ameliyatları vakit geçirilmeden yapılmalıdır. Sonrasında uygulanabilecek kapalı negatif basınçlı pansumanlar (VAC uygulamaları) ve/veya uygun doku transferleri ile yapılan diyabetik yara onarımları, majör ekstremite amputasyonlarına esas sebep olan bacağı ve yaşamı tehdit eden enfeksiyonlarda ciddi azalmalar sağlayabilmektedir.

Bu ameliyatının riskleri ve yan etkileri tabiî ki vardır. Ancak bu girişimler yapılmaz ise ayak kaybı kaçınılmaz sonuç olabilir. Ameliyatlar kadar ameliyat sonrası bakım ve normal hayata dönüş aşamaları da çok önemlidir. Elde edilen sonucun sürekliliği için aşamalı normal hayata dönüş sabırla takip edilmelidir. Bu girişimlerden sonra ayak hiçbir zaman daha önceki sağlam haline geri dönemez.

Prof.Dr. Halil İbrahim Canter
Prof.Dr. Halil İbrahim Canter
Halil İbrahim Canter, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İngilizce bölümünden 1996 yılında mezun olmuş, aynı üniversitenin Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümünde 2003 yılında uzmanlık eğitimini, 2008 yılında İleri Plastik Cerrahi doktora programını tamamlamıştır. 2006-2007 yıllarında ABD’de Klinik fellow olarak Kraniofasiyal cerrahi alanında çalışmıştır. Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanındaki ihtisası haricinde Ağız Çene ve Yüz Cerrahisi ihtisası ve El Cerrahisi üst ihtisas mevcuttur. 2009 yılında Doçent, 2014 yılında Profesör unvanlarını almıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir